Salgın hastalığın hayatımıza olumsuz etkileri devam ederken bir taraftan da hayatı yaşamaktan vazgeçmiş değiliz. Bizi hayata sımsıkı bağlayan güzel bir olay, NİKAHLANMAK … İlk etapta kulağa hoş gelsede son bir yıldır şaşalı düğün ve eğlenceli törenlerinin olmayışı halk tabiri ile ‘ burnumuzdan getirdi’’. Ne yemek var, ne çalgı, ne de toplu fotoğraf. Kuru kuruya bir düğün. Fakir işi gibi gelen yok giden yok. Neşe yok, keyif yok. Tek mutluluk evlenen çiftlerin sakinliği çınlatan evlenmek istiyor musunuz sorusuna evet diye yükselen kocaman bir ses. Sanki coronayı döver gibi ….
Gelin ve damadın bu sesini ise en çok otuz misafirin duyabilmesi ne kadar da kötü değil mi? Hava şartlarının elverdiği kadar açık alanda ve bir saatle sınırlandırılan düğün eh artık olduğu kadar denilecek türden mini bir toplantı. Zavallı gençler hayallerindeki düğünü yapamadıkları gibi, ailelerinin bunca zaman ödünç diye tabir ettiğimiz küçük altınlara da kavuşamıyorlar. Kısaca her şey zararına …
Hele hele hiç alışık olmadığımız sağda-solda gördüğümüz dezenfekte sıvılar iyice ortamı düğün havasından uzaklaştırıyor.Gelen misafirlerin yüzlerinde mezdeke dansözleri gibi maske takması ortalığı biraz düğün havasına soksa da 30 kişinin hepsinde maske olması bile mezdeke çalmaya oynamaya (!) yetmiyor. Oynamak, yasak. Doğru mu, doğru. Aman corona yayılmasın, mikrop bulaşmasın.
Başını bir an yere çevirsen yerde de sosyal mesafe sınırlamasını gösterek etiketler var. 1,5 mt -2 mt’den fazla yaklaşma. İş makinalarında da 20 mt’den fazla yaklaşma yazıyor ya onun gibi bir şey. Tehlikeli yanı. Doğru mu doğru.
Bu şartlarda düğün yapacak varsa, nikah salonları açık. Mutluluklar ….
SAĞLIK* (ÖZEL HABER) İsteniş Hakan Tüplek
DÜNYA
18 saat önceGÜNDEM
3 gün önceGÜNDEM
4 gün önceDÜNYA
5 gün önceDÜNYA
7 gün önceGÜNDEM
8 gün önceGÜNDEM
8 gün önce