Özellikle Osmanlı Döneminde günlük hayatın özel bir köşesi olan çeşmeler ve çeşme civarındaki çınar ağaçları bugün bize ecdattan kalma bir eser gibi görülüyor. Yazık ki çeşme kültürüne de sahip çıkamadık. Toplumun kimi kesimlerince halen Osmanlı özentisi bulunurken çeşme değerlerimize de sahip çıkamamak şaşırtıcı tezat olarak karşımıza çıkıyor. Bugün bakkal ve marketlerden aldığımız su Osmanlı Döneminde su meraklıları için farklı ülkelerden gemiler ile getirilir köşe başlarında sucular tarafından
yurtiçinde satılırdı.
Kentlerin meydanlarında olan çeşmelere alternatif olarak camilerin avlularında olan şadırvanlarda insanların su içmelerine, ferahlamalarına ve temizlenmelerine katkı sağlardı. Günümüzde dışsal mekanlarda topluma açık olarak hayırseverler tarafından
yaptırılan çeşmeler sanki o günleri anımsatıyor gibi …

Sanırım mutfak içinde suyun bu kadar derin bir yeri olduğunu ilk defa
duymuşsunuzdur. Evet su gurmesi bile var. Hayrat olarak bugün kullanılan çeşmeler kimilerince sebil olarak anılsa da suyun hayatımızda çok özel bir yeri var. Farkında değiliz. Çeşmelerimiz, musluklarımız Osmanlı-Türk Mimari sentezinde şehrimizin kimi zaman en çok işlek yerinde veya ihtiyaç duyulan kenar bir mahallede karşımıza çıkıyor. Kendisini bilmez Vandallar ve hırsızların verdiği zararlar bu tarihsel değerlerimize önem verenlerin yüreğini burkuyor. Kimi çeşmelerimizin üzerine yazılan yazılar veya çeşmelerimizden çalınan musluklar günümüz toplumumuzun bu
konuya ne kadar yer vermediğinin üzücü bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. (Özel Haber) * SAĞLIK İsteniş Hakan Tüplek
DÜNYA
15 saat önceGÜNDEM
3 gün önceGÜNDEM
4 gün önceDÜNYA
5 gün önceDÜNYA
7 gün önceGÜNDEM
8 gün önceGÜNDEM
8 gün önce