Kadın cinayetleri artık münferit adli olaylar olarak değerlendirilemeyecek kadar büyük bir toplumsal yaraya dönüşmüş durumda. Her gün yeni bir cinayet haberiyle karşılaşıyoruz. Bir kadın boşanmak istediği, ayrılmak istediği, evlenmeyi reddettiği ya da kendi hayatına dair karar vermek istediği için öldürülüyor. Bu vahşetin arkasında ne var?
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Üstelik öldürülen kadınların yüzde 61’i kendi evlerinde hayatını kaybetti. Yani kadınlar en çok güvende olmaları gereken yerde öldürülüyor.
Sorunun temelinde ne var?
Kadını kendisine ait bir birey olarak değil, üzerinde söz sahibi olunabilecek bir insan olarak gören zihniyet, bu cinayetlerin en önemli nedenlerinden biri. Ayrılığı kabullenemeyen, kadının kendi kararlarını vermesini hazmedemeyen, kıskançlığı sevgiden sayan ve şiddeti bir hak gibi gören anlayış, ölümle sonuçlanan olayların zeminini hazırlıyor.
Elbette ekonomik bağımlılık, eğitimsizlik, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bireysel silahlanma ve şiddeti normalleştiren söylemler de bu tablonun önemli parçaları.
Peki, nasıl önlenebilir?
Öncelikle şiddet ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce harekete geçilmelidir. Kadınların şikâyetleri ciddiye alınmalı, uzaklaştırma ve koruma kararları kâğıt üzerinde kalmamalıdır. Şiddet uygulama riski taşıyan kişiler etkin biçimde takip edilmeli, silaha erişim sıkı denetlenmeli, kadınların ekonomik bağımsızlığı desteklenmelidir.
Çocuklara küçük yaşlardan itibaren saygı, eşitlik ve şiddetsiz yaşam kültürü öğretilmelidir.
Cezalar yeterli mi?
Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesine göre kadına karşı kasten öldürme suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Yani mevcut hukukta en ağır cezalardan biri zaten uygulanmaktadır. Ancak mesele yalnızca cezayı artırmak değildir. Cezasızlık algısı ortadan kaldırılmalı, soruşturmalar titizlikle yürütülmeli ve mahkeme kararları caydırıcı olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki hiçbir ceza, öldürülen bir kadını hayata döndüremez.
Bir ülkede kadınlar öldürülüyor, çocuklar annesiz kalıyor ve aileler dağılıyorsa ortada yalnızca güvenlik sorunu değil, ciddi bir toplumsal vicdan sorunu vardır.
Kadınları öldürüldükten sonra korumak mümkün değildir. Asıl başarı, onların öldürülmesini önleyebilmektir.