NİTELİKLİ İNSAN NİTELİKLİ TOPLUM ARANIYOR.
Bir ülkenin zenginliği yalnızca yer altı kaynaklarıyla, gökdelenleriyle veya kişi başına düşen millî geliriyle ölçülemez. Asıl zenginlik; vatandaşlarının iş bulabildiği, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşabildiği, güvenli konutlarda yaşadığı ve geleceğe umutla bakabildiği bir toplumsal düzen kurabilmektir. Bunun temel şartlarından biri ise nüfus ile ülkenin ekonomik ve sosyal kapasitesi arasında denge sağlamaktır.
Nüfus planlaması, insan sayısını azaltmak ya da artırmak meselesinden ibaret değildir. Önemli olan, toplumun ihtiyaçlarıyla üretim gücünü, istihdam olanaklarını ve kamu hizmetlerini uyumlu hâle getirmektir. Plansız nüfus artışı işsizliği, konut sıkıntısını, altyapı yetersizliğini ve kentlerdeki yaşam kalitesinin düşmesini beraberinde getirebilir. Dengeli bir nüfus yapısı ise kaynakların daha verimli kullanılmasına ve insanların ihtiyaçlarının zamanında karşılanmasına imkân tanır.
Düşünün ki bir ülkede eğitim çağındaki çocuk sayısına uygun okullar, yeterli öğretmenler ve donanımlı hastaneler bulunuyor. Konut üretimi nüfusun ihtiyaçlarına göre planlanıyor, şehirler gelişigüzel büyümek yerine ulaşım, altyapı ve yeşil alanlarla birlikte tasarlanıyor. Sanayi ve ticaret yatırımları da iş gücü ihtiyacına göre yönlendiriliyor. Böyle bir düzende hem kamu kaynakları daha verimli kullanılır hem de vatandaşların yaşam standartları yükselir.
Elbette işsizliğin azalması yalnızca nüfus dengesine bağlı değildir. Üretimin artırılması, mesleki eğitimin geliştirilmesi, girişimciliğin desteklenmesi ve yeni iş alanlarının açılması da gerekir. Herkesin kamu kurumlarında çalışmayı beklediği bir sistem yerine, küçük atölyelerden büyük fabrikalara, tarımdan teknolojiye kadar uzanan geniş bir üretim ekonomisi oluşturulmalıdır.
Nitelikli toplumun ihtiyaçları bunlarla da sınırlı değildir. Çalışan aileler için kreşler, yaşlılar için huzurevleri ve evde bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Eğitim ve sosyal destek imkânları güçlendirilerek fırsat eşitsizliği azaltılmalıdır. Yoksulluğun, dışlanmanın ve geleceksizlik duygusunun azalması, toplumsal huzura katkı sağlayabilir. Suç oranlarının düşürülmesinde ise adaletin etkin işlemesi, güvenli çevreler ve önleyici sosyal politikalar önemli rol oynar.
Sonuç olarak nitelikli toplum, yalnızca kalabalık bir nüfusla değil, iyi planlanmış bir ekonomi ve güçlü sosyal hizmetlerle kurulur. İnsanların eğitim aldığı, üretime katıldığı, barınma ve sağlık ihtiyaçlarını karşılayabildiği bir ülkede refahın tabana yayılması kolaylaşır. Hedef, yalnızca daha fazla insan değil; daha eğitimli, daha üretken, daha sağlıklı ve daha huzurlu bir toplum olmalıdır.