Tabelası Var, Faaliyeti Yok! Türkiye’nin Sahipsiz Dernek ve Vakıfları
Tabelası Var, Faaliyeti Yok! Türkiye’nin Sahipsiz Dernek ve Vakıfları
Türkiye’de Ekim-2026 itibarıyla 103,154 dernek ve 6 bin 766 vakıf bulunduğu ifade ediliyor. Peki, bu kuruluşların kaçı gerçekten çalışıyor, kaçı yalnızca kâğıt üzerinde yaşıyor? Kaçının kapısı vatandaşa açık, kaçında toplantı yapılıyor, kaçında toplumsal bir soruna çözüm aranıyor? Bu soruların yanıtı, sivil toplumun gerçek durumunu anlamak açısından büyük önem taşıyor.
İddialara göre bazı dernek ve vakıflar kuruluyor, tabelaları asılıyor, resmî işlemleri tamamlanıyor; ardından faaliyetler giderek azalıyor ve sonunda tamamen duruyor. Üyeler ortada yok, toplantılar yapılmıyor, etkinlikler düzenlenmiyor, binaların kapısı açılmıyor. Kısacası kuruluş var, isim var, kayıt var; fakat ortada çalışma yok!
Dernek kurmak başka, derneği yaşatmak başka!
Türkiye’de bir dernek en az yedi gerçek kişinin bir araya gelmesiyle kurulabiliyor. Vakıf ise tek kişi tarafından da kurulabiliyor; ancak bunun için yeterli malvarlığının belirli bir amaca tahsis edilmesi ve yasal koşulların yerine getirilmesi gerekiyor. Ne var ki kuruluş işlemlerini tamamlamak, topluma karşı sorumlulukları yerine getirmek anlamına gelmiyor.
Bir dernek veya vakıf, yalnızca kuruluş belgeleriyle değil, yaptığı çalışmalarla değer kazanır. İhtiyaç sahibine ulaşmayan, gençlere dokunmayan, kültürel ve sosyal hayata katkı sunmayan, toplumla bağını koparan bir kuruluşun varlığı ne işe yarıyor?
Elbette her dernek ve vakıftan her gün etkinlik düzenlemesi beklenemez. Ancak uzun süre faaliyet göstermeyen kuruluşların durumu ile düzenli çalışan sivil toplum örgütlerinin birbirinden ayrılması gerekiyor.
Tabelalar değil, faaliyetler konuşsun!
Burada yetkili kurumlara düşen görev de önemlidir. Dernek ve vakıfların faaliyet durumlarına ilişkin güncel, anlaşılır ve kamuoyunun erişebileceği veriler paylaşılmalı. Mevzuat çerçevesinde denetimler yapılmalı, yükümlülüklerini yerine getirmeyen kuruluşlarla ilgili gerekli işlemler uygulanmalı.
Çünkü sivil toplum, isim listelerinden ve kapalı kapılardan ibaret olamaz. Toplumun güvenini kazanmak isteyen kuruluşlar, ne yaptıklarını ve hangi toplumsal faydayı sağladıklarını göstermek zorundadır.
Türkiye’nin daha fazla tabelaya değil, daha fazla çalışan, üreten ve sorumluluk üstlenen sivil toplum kuruluşuna ihtiyacı var.
Okur Yorumları (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!