Öncelikle gelir dağılımına bakalım. TÜİK’in 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri’ne göre en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yüzde 48’ini alırken, en düşük gelir grubundaki yüzde 20’nin payı yalnızca yüzde 6,4. Bu tablo, ekonomik refahın toplumun bütün kesimlerine eşit ölçüde ulaşmadığını gösteriyor.
Vatandaşın satın alma gücü de önemli bir mesele. İnsanlar kazandıkları parayla temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa, büyüme rakamlarının günlük yaşama yansımasını sorgulamak gerekir. Ekonomik büyüme, markette, pazarda, kirada ve faturada hissedilmelidir.
Dış ticarette de düşündürücü bir tablo var. 2025 yılında ihracat 273,4 milyar dolar olurken ithalat 365,5 milyar dolara ulaştı. Aradaki yaklaşık 92,1 milyar dolarlık fark, üretim ve dış ticaret politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. TÜRKİYE Yüzyılı söylemleriyle Biz fakirler iken, yabancı yatırımcıları, yabancı üreticileri, yabancı çiftçileri zengin etmişiz. Üretim toplumu değil tüketim toplumu olmuşuz. Ü
Diğer taraftan şehirlerimizin planlaması ayrı bir sorun. Plansız yapılaşma, yetersiz otoparklar, trafik yoğunluğu, yeşil alan eksikliği ve altyapı problemleri vatandaşın günlük hayatını zorlaştırıyor. Şehirler yalnızca bina dikilerek büyütülmez; insanların rahat yaşayabileceği şekilde planlanır.
Tarımda üreticinin, sanayide yatırımcının, hizmet sektöründe esnafın ve çalışanların sorunları da görmezden gelinemez. Üreten, istihdam sağlayan ve katma değer yaratan bir ekonomik yapıya ihtiyaç var. Toplumsal güvenlik, adalet ve suçla mücadele de bu tablonun ayrılmaz parçalarıdır.
Bütün bunlar ortadayken Türkiye Yüzyılı’ndan söz etmek ne kadar anlamlı?
Elbette büyük hedefler koymak yanlış değil. Ancak hedeflerin vatandaşın hayatında karşılık bulması gerekiyor. İnsanlar daha iyi beslenebilmeli, daha güvenli sokaklarda yürüyebilmeli, daha iyi eğitim alabilmeli ve çalışarak insanca yaşayabilecekleri bir gelire ulaşabilmeli.
Türkiye Yüzyılı, tabelada yazan bir isimden ibaret kalmamalı.
Yüce TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ insan, tarım, sanayi, maden, geri dönüşüm kaynaklarını daha çok değerlendirdiğinde, kamuda maddi tasarruflar ettiğinde ve israfa son verdiğinde TÜRKİYE yüzyılına ulaşabilecektir.
Bugün tabelası asılmış ama kapısı açılmamış bir dükkânın ne kadar anlamı varsa, vatandaşın hayatına dokunmayan bir yüzyıl söyleminin de o kadar anlamı vardır.
Ha var, ha yok!
Haber : Yurtiçi Haberler