Komşu ülke Yunanistan, halk sağlığını tehdit eden tehlikeli bir salgınla mücadele ediyor. Sivrisinek aracılığıyla insanlara bulaşan Batı Nil Virüsü nedeniyle ülkede vaka sayıları hızla artış gösterirken, son resmi verilere göre hayatını kaybedenlerin sayısı 50’yi geride bıraktı. Atina ve çevresinde yoğunlaşan salgın, sağlık otoritelerini alarma geçirdi.

Batı Nil Virüsü Nedir ve Nasıl Bulaşır?
Tıbbi literatürde Flavivirus cinsine ait, tek sarmallı bir RNA virüsü olarak tanımlanan Batı Nil Virüsü, ilk kez 1937 yılında Uganda’nın Batı Nil bölgesinde tespit edilmişti. Genellikle enfekte sivrisineklerin sokmasıyla insanlara bulaşan bu viral etken, yaz ve sonbahar aylarında sivrisinek popülasyonunun artmasıyla birlikte daha geniş alanlara yayılabiliyor. Hastalık insanlardan insana doğrudan bulaşmıyor, ancak enfekte kan transfere veya organ nakline de konu olabiliyor.
Salgının Belirtileri Nelerdir?
Batı Nil Virüsü bulaşan kişilerin önemli bir kısmında hiçbir belirti görülmezken, bazı vakalarda grip benzeri şiddetli semptomlar ortaya çıkabiliyor. Uzmanların aktardığı bilgilere göre en yaygın belirtiler arasında şiddetli baş ve kas ağrıları, aşırı halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, kusma, ishal ve hafif cilt döküntüleri yer alıyor. İleri yaşta olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler için virüs, beyin iltihabı (ensefalit) gibi kalıcı ve ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
Bölgesel Yayılım Korkusu Büyüyor
Yunanistan’ın başkenti Atina başta olmak üzere birçok farklı bölgede görülen vakaların, özellikle Türkiye sınırına yakın Trakya ve Ege Bölgesi’ne sıçrama ihtimali endişe yaratıyor. Sağlık örgütleri ve yerel yönetimler sivrisineklerle mücadele kapsamında ilaçlama çalışmalarını artırırken, vatandaşlara açık alanda cibinlik ve sinek kovucu kullanmaları yönünde kritik uyarılar yapılıyor.